10 09 2021

35

Kitap Okumak-Çocukların Dilinden Anlamak

Asya için kitap okumak büyük zevk. Eğer ki yanında bir kitap varsa, onu canının sıkılabileceği her yere götürebiliriz.

Peki bu herkes için olması gereken midir ? Kitap okumayan otomatikman cahil mi kalır? Tartışılabilir! Ama şundan eminim ki; kitap okumayı ne  kadar gereklilikler ve zorunluluklar dünyasına sokuyoruz , çocukları kitabı sevme halinden o kadar uzaklaştırıyoruz. 

Böyle bir deneyimimiz de oldu. Asya okuma-yazmayı öğrendikten sonra, bir anda “Anne ben kitap okumayı sevmiyorum.” demeye başladı; ki kitapların dünyası onun için çok büyülü yerken. İlk yaptığım şey de : "İstemiyorsan okumak zorunda değilsin elbette" demek oldu. Neyi neden sevmediğini anlamak için sorular sorduğumda;  çünkü ben o an okumak istemiyorum ki ,ben o kitabı hiç sevmedim ki gibi cevaplara ulaştım . Kitap okumak onun için keyif aldığı bir şeyken , istemiyorum ama yapmak zorundayım alanına taşınıyordu. 

Okuldan sürekli neyi okuması gerektiği , ne kadar okuması  gerektiği yönergeleri geliyordu bizi bile daraltan.  Bunları hep ve ısrarla reddettik. Kitap okumak asla bir ödev olamazdı bizim için. Ve sırf okul listesinde var diye, sevmediği bir kitabı da okumaya zorlanamazdı. Tavsiyeleri kabul ettik, denedik sevmediyse devam etmesinde ısrar etmedik. 

Ödevi de hiçbir zaman kabul etmedik aslında ama orada daha bir orta yol bulmayı seçti Asya. Zaten o kadar uzun süre okulda geçiyordu ki evimizde de ne yapılacağına karışılsın istemedik. Oyun oynamak, film izlemek, boş boş takılmak, ormana gitmek önceliklerimizdi. Bunlar üzerine hep uzun uzun sohbetler edip birlikte düşündük ona rehberlik ettik ve bir şekilde ve sonunda seçimleri ona bıraktık .Ona  katkısı olacağını düşündüğü ve keyif aldığı ödevleri yaptı diğerlerini yapmadı Ve elbette buralarda da rehberlik yapmayı bırakmadık ama seçimi hep ona bıraktık. Ve en keyifle yaptığı ödevler de;  isteyenlerin katılacağı istemeyenlerin katılmayacağı proje ödevleri olmuştur hep. Tamamen arzu ve isteğine bağlanan.

Ve burada şunun da altını çizmek isterim. Bu konuları idareci ve öğretmenlerle bir çatışmaya girerek çözmedik. Koşulları çok zorlasak da çok düşünsek de yine bir sistem okuluna göndermiştik ve gönderdiğimiz okulun alternatif okul olmak gibi bir iddiası yoktu.  Kendimizin ifadesinde olarak , kimi zaman uyum sağlayarak, kimi zaman da kırmızı çizgilerimizin altını çizerek ilerledik. Orada da hep var olan karşılıklı anlayış ve sevgiydi. Ve burada bizimle işbirliği yapma bakış açısına sahip her idareci ve öğretmenlerimize de çok teşekkür ederim. 

Sonuç olarak çocuklarımız, onların çocuk ruhlarından anlamayan bir sistemin içindeler. Lütfen bunu hiç unutmayın ve anlayışınızı çocuklarınızdan esirgemeyin ve onları kitap okumaya hatta hiçbir şeye zorlamayın. Anlayın, anlatın ortak çözümleri birlikte bulun. 

Elde edeceğiniz hiçbir olasılık o zorlamanın ruhunda açacağı yaradan daha önemli olamaz ..

Sevgiler...